Skip to content

Sizin evin kötü polisi kim?

Temmuz 24, 2011

Sahne 1:

Çakıl mızmız uyanmış, anne-baba yatağına gelmiş ve hiçbir şeyden mutlu olmaz haldedir.

Baba hemen iyi polis olarak devreye girer: “Emzir bence!”

Simge’nin aklında o anda bu masum ve basit önerinin kırk bin yönü değerlendirilmektedir.

 “Şimdi emzirirsem en az 2 saat sonra kahvaltı eder. Haliyle öğlen uykusu geldiğinde tam acıkmamış olur. Öğlen yemeği yemeden uyur. Böyle olunca da tok yatmadığı için uykusunu alamadan uyanır. Uykusunu alamamanın verdiği huzursuzlukla öğleden sonra da bir şey yemez. Açlıkla perçinlenen bu huzursuzluk gece uykusuna kadar sürer.”

El cevap: “Emzirmiyeyim, kahvaltı etmez sonra.””

Sonuç: İyi polis=Baba / Kötü polis=Anne

Sahne 2:

Çakıl hemen hemen her zaman olduğu için yemek yememek için direnmektedir.

Bu sefer babaanne devreye girer: “Uğraşma, yemese de bir şey olmaz.”

Simge yine başlar bu bu masum ve basit önerinin kılını kırk yarmaya:

Şimdi yemezse aç uyur. Haliyle gece yüz on beş kez uyanır. Sabah uykusunu alamadan uyanacağı için bütün gün huysuzluğu devam eder. Ayrıca Çakıl’ın uğraştırmadan yemek yediği görülmüş şey değildir.”

El cevap: “Uğraşmadan yemiyor. Yemesi gerek!”

Sonuç: İyi polis=Babaanne / Kötü polis=Anne

Sahne 3:

Çakıl öğlen uykusu uyumamak için direnmektedir.

Masum öneri gecikmez: “Bırak, uykusu gelince uyusun.”

Çarklar dönmeye başlar.

” Çakıl uykusu geldiğinde çok huysuz oluyor. Uyutulmadıkça da bu huysuzluğu katlanarak artıyor. Her geçen dakika uyutulma aşamasını kat kat zorlaştırıyor.”

El cevap: “Uykusu var. Uyuması gerek!”

Sonuç: İyi polis=X Kişisi / Kötü polis=Anne

 

Bu böyle akıp gider. Ve hep kötü polislik anneye yani bendenize düşer.

Müthiş yorucu olan ve benim hiç de bayıla bayıla yerine getirmediğim bu görevden acilen kurtulasım var. Ancak nasıl kurtulunur en ufak bir fikrim bile yok.

Rica edeceğim bilenler el kaldırsın.

Reklamlar

Çakıl Kidsstudio’da!

Mayıs 24, 2011

Çakıl’ı evde oyalamak artık gerçek bir beceri ve sabır işi olmaya başladı.

Oyuncaklarla oynamak 15 dakika,
Tay-tay yapmak 5 dakika,
Elinden tutup bütün evi tavaf etmek 10 dakika,
Babanın çorap çekmecesini boşaltmak 5 dakika,
Yürüme alıştırması yapmak 10 dakika,
Nerdeymiiişşş? oynamak 5 dakika,

Yapacak bir aktivite bulunamadığında sıkıntıdan vız vız vızlayıp ortalığı birbirine katan Çakıl paha biçilemez!

Hal böyleyken ben epeydir, “Bu yavrucağa evdeki aktivitelerden gına geldi. Başka bebeklerle bir arada olmalı, dışarıda bir şey yapmalı ama ne?” diye düşünüp duruyordum.

Bu sırada Nihan’ın yazısı bana “Hıh, işte bu!” dedirtti. Dedirtti dedirtmesine ama müzik okullarının hepsi İstanbul’daydı. Bursa’da aradım taradım bir tane bile bebeklere yönelik müzik okulu bulamadım. Tam artık vazgeçmeye başlamıştım ki karşıma Kids Studio çıktı!

Kids Studio 0-5 yaş arası bebek ve çocukların anne babaları ile birlikte katılabilecekleri bir müzik ve hareket programı. Benim bu programa bayılmamın bir kaç nedeni var:
 
  • Anne-baba ve bebeğin başbaşa geçirecekleri bu sürenin aralarındaki iletişimi kuvvetlendirecek olması. Çakıl ve babasının, birlikte bu aktiviteye katılmalarının aralarındaki iletişim bağını daha da güçlendireceğini düşünüyorum. Babasıyla birlikte geçirebildikleri kısıtlı vakti verimli bir şekilde değerlendirebilmeleri açısından da çok iyi olacak. (Tabii benim biraz nefes almam açısından da :))
  • Bebeğin diğer bebeklerle iletişim halinde olmasının sosyal gelişimini destekleyecek olması. Ki Çakıl’ın zamanının büyük bir kısmını evde benimle başbaşa geçirdiğini göz önünde bulundurursak sosyal gelişimi için diğer bebeklerle bir arada olmasının önemi daha da ortaya çıkmış oluyor. Paylaşmayı, birlikte birşeyler yapmayı, oyun oynamayı öğrenebilmesi için çok güzel bir fırsat.
  • Bebeklerin müziğe doğal olarak duydukları ilgi. Ve bu ilginin üzerine kurulacak bir müzik farkındalığı. Şimdiden duyduğu her melodiye ritm tutmaya çalışan Çakıl için bulunmaz nimet!

İşte bu nedenlerden dolayı kaptım Çakıl’ı deneme sınıfına götürdüm.

Sonuç: Mükemmel!

İlk ders olmasına rağmen bebekler çok uyumluydu. Birlikte ritm tuttular, davul-zil çaldılar, dans ettiler, müzikli oyunlar oynadılar. İlk defa karşılaştığımız bir bebeğin Çakıl’ı kafasından tutup çekip “Şap!” diye bir öpüşü vardı ki! Görülmeye değerdi!

0-5 yaş arası bir çocuğunuz varsa ve Bursa’da yaşıyorsanız bu fırsatı kaçırmayın derim!

İlk doğumgünümüz

Mayıs 18, 2011

Çakıl’ın ilk doğumgünü için hazırlıklara neredeyse bir ay öncesinden başladım. Bir heves, bir heyecan… Onun henüz bu organizasyondan birşey anlamayacağını biliyordum. Ancak istedim ki, dönüp baktığında bu ilk özel günü için ne kadar özendiğimizi görsün.

İlk olarak mekanı kararlaştırdık. Eşimin ailesi İzmir’de, benim ailem Ankara’da yaşadığından hem iki tarafı da kırmamak için hem de Çakıl’ın daha rahat etmesi için partiyi Bursa’da evimizde yapmaya karar verdik.

İkinci olarak tarihe karar vermemiz gerekti. Çakıl’ın bu sene doğum günü Çarşamba’ya denk geldi. Ancak biz şehirdışından gelen misafirlerimiz rahat gelebilsin diye Pazar günü yapmayı planladık. Saati de Çakıl’ın uyku saatlerine göre ayarladık.

Yer ve tarih belli olduktan sonra sıra geldi davetiye seçimine. Misafirlerimizin çoğunu şehirdışından davet edeceğimiz için davetiye hazırlamayı tercih ettik. http://www.dogumgunudavetiyesi.com/ sitesinden aşağıdaki davetiyeyi sipariş ettik ve gönderdik.

Bundan sonra en zor seçim yaptığımız konu olan hediye seçimini yaptık. Kitap, oyuncak, kıyafet vs. almak istemedik. Bunlar hem hediye olarak misafirlerimizden gelecekti hem de normal zamanlarda da aldığımız şeylerdi. İstedik ki; kalıcı, anlamlı, her sene tekrar edilebilir, bir amaca hizmet eden bir hediye olsun. Aradığımızı Koruncuk‘ta bulduk. Belli bir miktar bağış karşılığı çok güzel bir sertifika hazırladılar bizim için. Çok içimize sinen bir hediye oldu bu!

Doğumgünü pastası için benim hayalimde bir pasta vardı. Ancak o pastayı yapabilecek pasta ustası tüm aramalara rağmen Bursa’da bulunamadı. Hatta kafamdaki pastayı anlattığımda Bursa’nın en büyük pastanesinin şeker hamuru konusunda uzman olduğunu iddia eden ve şeker hamuru ile pasta kaplama kursları veren pasta ustası “imkanı yok, olamaz böyle bir pasta” dedi. Beklenen cevap İstanbul’dan geldi. Design of cookie’nin yaratıcısı Deniz Hanım bizim için hayalimizdeki pastayı yapmayı kabul etti. Ve harika yaptı! Görüntüsü, boyutu, tadı hayal ettiğimizden bile kat kat güzel bir pasta çıkardı ortaya. Tarık dedemiz de pastamızı İstanbul’dan gelirken kapıp getirdi. Deniz Hanım ve Tarık dedemiz “tamam” demesiydi doğum günümüzde böyle bir pastamız olamayacaktı. İkisine de sonsuz teşekkürler!

Küçük hanımın doğum günü kıyafeti için ailecek seferber olduk resmen. Anneanne ve Tarık dedeyle birlikte iki gün boyunca Bursa’nın altını üstüne getirdik. Günlük üst değiştirme seanslarında bile krize giren Çakıl’la o kadar kıyafeti denemek cesaret işiydi gerçekten. İki günün sonunda Bursa Uzun Çarşı’daki Nazlı Bebe’den elbiseyi alabildik. Uygun ayakkabı ve çorabı da çok zorlanmadan hallettik. Ama tokası için benim yaklaşık 20-25 tokacı gezmem gerekti. Aldığım tokayı -tam vazgeçmişken- gözüme çarpan küçücük bir tokacıda buldum.

Süsleme için gerekli malzemeleri (balon, 1 yaş mumu, Happy Birthday yazısı, nazar boncuğu, tüller, yemeklerin üzerindeki pembe kalpler,vs.) direkt toptancıdan aldım. Ve sanırım yarı yarıya yakın kar ettim. Bir gece önceden Nazlı teyzemiz liderliğindeki süsleme ekibi ile balonları şişirip tülleri hazırlayıp süsledik evi.

İkramların çoğu tabii ki babamızın blogundandı. Üzerlerine taktığımız pembe fiyonklu kalplere kızımız için bu güzel yemekleri hazırlayanların isimlerini yazdık.

İşte böyle bir telaşın ardından harika bir gün geçirdik hep birlikte. Çakıl hiçbir şekilde huysuzluk etmeden gülücükler dağıttı. Hediyelerini mıncıkladı. Pastasını üflüyormuş gibi yaptı.

Partinin diğer fotoğraflarını Facebook albümünden görebilirsiniz.

Bizimle bu mutlu günümüzü paylaşan herkese çok teşekkürler. Çakıl’ın daha nice mutlu günlerini hep birlikte kutlamak dileğiyle…

1!

Mayıs 11, 2011

Koskoca bir yıl su gibi akıp geçti!

Sanki daha dün gibi seni ilk kokladığım, ilk kollarıma aldığım an!

Güzel kızım,
Sen dün gece benim birşeye üzüldüğümü anladın ya…
O bir şey seninle hiç ilgisi olmayan bir şey olmasına rağmen beni milyon kez öpüp sakinleştirdin ya…
Sakin ve mutlu olduğumdan emin olduktan sonra başını göğsüme koyup uykuya daldın ya…
Eridim, bittim ben.

Benim annelik hediyem budur işte!

İyi ki doğdun bitanem!

İyi ki benim kızım oldun!

Yolun da hep gözlerinin içi gibi ışıl ışıl olsun kuzum!

Seni çok seviyorum!

Beraber nice mutlu yaşlarına!

Etkinlikten notlar ve fotoğraflar

Mayıs 2, 2011

30 Nisan’da Bursa’daki emzirme etkinliğini alnımızın akıyla yapmış bulunuyoruz. Etkinlik öncesi bir hafta kadar geceleri heyecandan uyuyamamış olsam da buna değdi gerçekten.

Etkinlikten önce aklımda o kadar çok soru vardı ki:

  • İstanbul dışındaki ilk etkinliğimizi yeterince duyurup Bursa’lı annelere ulaşabilecek miydik?
  • Ya bizimle emzirmek istemezlerse ne yapacaktık?
  • İstanbul’dan gelen annelerimizi hakkıyla ağırlayabilecek miydik?
  • Hediyeler kargodan yetişecek miydi? vs.vs.vs.

Ben bu sorularla boğuşurken etkinlik günü geldi çattı. Ve aklımdaki sorular günün başlamasıyla bir bir uçtu gitti.

Harika bir gün oldu!

İstanbul ve Gölcük’ten gelen annelerimiz bizi yalnız bırakmadılar. Üşenmeyip bebeciklerini kucaklayıp taa oralardan kalkıp geldiler, ne kadar teşekkür etsek az! Biz de Bursa anneleri olarak onları elimizden geldiğince iyi ağırlamaya çalıştık.

Bursa’lı anneler de mini mini bebekleri ile yanımızdaydılar.

Konuştuk, paylaştık, emiştik ve çok güzel bir gün geçirdik.

Günün fotoğraflarına buradan bakabilirsiniz. Umarım fotoğraflar oradaki enerjiyi yansıtıyordur.

Etkinliğe katılımlarıyla bizi yalnız bırakmayan, bizimle birlikte “Emzirme Reformu Gerekli” diyen, sesimize ses katan, destek olan tüm annelerimize ve organizasyon öncesinde ve esnasında, desteklerini ve misafirperverliklerini esirgemeyerek bu güzel günü yaşamamıza olanak sağlayan Korupark Bursa’ya ve Janset Beklen’e çok çok çok teşekkürler.

Darısı bundan sonraki etkinliklerin başına.

3. Toplu Emzirme Etkinliği / Bursa

Nisan 25, 2011

Emzirme Reformu olarak 30 Nisan Cumartesi günü Bursa’da bir etkinlik düzenliyoruz. Bugüne kadar hep İstanbul’da düzenlemekte olduğumuz etkinliklerimize bu sefer Bursa’da devam ediyoruz.

Tahmin edersiniz ki; Bursa’da yaşayan biri olarak benim içim içime sığmıyor! Günlerdir rüyamda etkinlikle ilgili hazırlıklar yapıyorum. Çok çok heyecanlıyım. Herşeyin çok güzel olması için çok uğraşıyoruz.

Sizleri de paylaşmak, tanışmak ve hep birlikte “Emzirme Reformu Gerekli” diyebilmek için etkinliğimize davet ediyoruz.

Etkinliğimiz 30 Nisan Cumartesi günü Bursa Korupark AVM Atrium’da, saat 14.00’te başlayacak. Toplu Emzirme Etkinliği, tanışma-görüşme, ve sürpriz hediyelerin dağıtılacağı çekilişimizle dopdolu bir programımız var.

İstanbul’dan katılmak isteyen annelerimiz için programımız şöyle:

Sabah feribotundan minibüsle alınıp AVM’ye geliş
AVM’de serbest zaman- Çocuklar için ücretsiz etkinlikler
Öğle yemeği ikramı- Bursa İskenderi Keyfi
Etkinlik zamanı
Etkinlik sonrası Mudanya iskeleye varış- Yolcu etme

Facebook üyeleri etkinliğin takibini oluşturduğumuz şu sayfadan http://www.facebook.com/event.php?eid=161611770565030 yapabilir, katılımınız hakkında bilgi verebilir, arkadaşlarınızı etkinliğe davet edebilirsiniz. 

Etkinliğimize gelebilen tüm üyelerimizi (anne-gebe, emziren-emzirmeyen) bekliyoruz.

Katılımınızla ilgili dönüşleriniz için bana calisangebe@yahoo.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Haydi hanımlar, hep birlikte güzel ve etkin bir gün geçirmek için,
Emzirme Reformu için,
ilk 6 ay sadece anne sütü için,

30 Nisan’da Bursa’da buluşalım!

Çakıl ne alemde?

Nisan 23, 2011
  • 9 ay 10 günlükken ilk dişini çıkarttı. Bekle bekle gözümüz yollarda kalmıştı. Evde bayram havası esti resmen. Hatta üşenmedik bir de diş buğdayı yaptık. Küçük hanım hangi mesleği seçeceğine dair bir işaret olarak kabul edilen seçimini kitaptan yana kullandı.
  • 9 ay 12 günlükken sıralayıp 9 ay 14 günlükken emekleyerek özgürlüğünü ilan etti. Artık O’nu tutabilene aşk olsun. Girilip çıkılmadık delik bırakmıyor evde.
  • Tam 10 aylıkken ilk dişinin yanına ikinci diş de geldi. An itibariyle 11 ay 12 günlük olmamıza rağmen yeni gelen başka diş yok.
  • 10 buçuk ay civarı tay tay durmaya başladı. 11 ayı doldurduğundan bu yana da tay tayın ardından birkaç adım atma denemeleri var. Yürüme hevesi had safhada! Kuzum heyecandan uyuyamaz oldu. Kısacık uyuyup uyanıp hemen yürüme alıştırması yapmak için çıldırıyor.
  • Yemek yeme işi (çok şükür, maşallah, tahtalara vurayım, popomuzu kaşıyalım) daha iyi gidiyor. Bu konuyu hale yola sokana kadar o kadar çetrefilli bir yoldan geçtik ki ayrıca detaylı olarak yazacağım.
  • Pek bir marifetlendi. Epeydir “alkııışş” deyince şıp şıp sesler çıkartarak alkışlıyordu. Artık “aferin” denince de alkışlamaya başlıyor.
  • Tel sarar yapıyor. Ve benim O’nu tel sarar yaparken resmen yiyesim geliyor. Bunu yapmayı öğrettiğim gün o kadar mutlu oldum ki sanırsınız çocuğa uyku eğitimi falan verdim. Annelik delilikti di mi? 🙂
  • “Çakıl’ın ağzı nerde?” deyince ağzını gösteriyor. Sonra hemen kendini alkışlıyor.
  • Sakladığım bir şeyi buluyor, getiriyor, “ver” deyince veriyor.
  • Ceee-eeee oyununda profesyonel oldu artık! Oyunu canı isteyince kendi başlatıyor. Yakaladığı herkesle bu oyunu oynamak istiyor.
  • Eline bir telefon geçirirse kulağına götürüp “alo” diyor.
  • “Gel, gel” diyor,  derken eliyle de gel gel yapıyor. Mesela emeklemeye üşenince ulaşmak istediği oyuncağını gel gel yaparak çağırıyor. 🙂
  • Gözümün içine bakıp “anne” diyor. Ben eriyorum tabii.
  • “Hadi, del (gel), dada (baba), caae-ee, nennenne (anneanne), nen-nen (uyku), acır diyor.
  • “Ben nerdeyiiim?” diye seslenince gelip buluyor.
  • Yerde en ufak bir kırıntı görse alıp ağzına atıyor. Eliyle alamazsa yalayarak alma girişiminde bulunuyor.
  • “Olmaz” deyince kafasını sağa sola sallayıp olmaz işareti yapıyor.
  • “Avavaav” denince sulu bir öpücük veriyor.

Günler işte böyle akıp gidiyor… Çakıl büyüyor…