Skip to content

Hiç mi gelgitli duygunuz yok, ey anneler?

Temmuz 10, 2010
  • Ya hamile kalamazsam diye günlerce kendimi yiyip bitiren de bendim!
  • Yumurtlama günü tutturacağım diye takvimlere yapışık yaşayan da! 
  • “Vay ben “incir kürü” yapıyorum” diye sabah akşam -seyahatler de bile- yarım litre suya 15(!) kuru incir koyup kaynatıp içen de bendim! 
  • İlk ultrason resmindeki siyah noktaya sanki bebeğimin ay parçası yüzüymüş gibi bakmalara doyamayan da!
  • Doğacağı anı gün gün sayarak bekleyen de bendim!
 
Ama bir ben var ki bende benden içeri!
 
Melike Karakartal, Hürriyet’teki köşesinde sormuş. “Hiç mi gelgitli duygunuz yok, ey anneler?” diye! 
Olmaz mı? Bir sürü!!!
Buyurun…
 

* 59 gün önce ilk gözgöze geldiğimizde hayat falan durmadı. Evet, muhteşem bir histi! Çok güzel bir bebekti! Ama o kadar! O aşkımsı duygu emek verdikçe yükseliyor içimde! “Benim bebeğim” hissi gün geçtikçe yerleşiyor!

* Uykusuz gecelerin göbeğinde beynim az zonklamadı “Doğru zaman mıydı çocuk sahibi olmak için?” diye! Bir daha normal insanlar gibi gece yatıp sabah kalkacağım deliksiz uykular için önümde oldukça uzun bir zaman olduğunu kabullenene kadar çok zorlandım!  Bu kadar az, üstelik ikide bir bölünen uykudan hayır mı gelirdi? Bir insan böyle yaşayamazdı ki!

* Sigarayı bırakalı nerdeyse bir yıl olacak olmasına rağmen sabaha karşı bebeği uyutup kendimi balkona attığımda elim sigara paketinin üzerinde “Bi’tane içiyim, dayanamıycam” / “İçemem, el kadar çocuğun sütüne bunu yapamam” arasında gelip gittikçe ve içemedikçe, içimden yükselen öfkeyi kontrol etmek de sanıldığı kadar kolay değildi! Hala da kendimce yeri geldiğinde çok çok canım ister! Rüyalarımda içerim!

* “Kocamı koluma takıp sinemaya-yemeğe-saza-caza kim bilir ne süre sonra giderim?” diye çoook dertlendim! Hala da dertlenmekteyim!

* Ailece sofraya oturamamak, yazlıkta mangalın yanında bir kadeh rakımı içememek bile yeri geldi fedakarlık oldu!

 
Eee anneler? Yok mudur sizin de gelgitleriniz? 
Reklamlar
8 Yorum leave one →
  1. Temmuz 10, 2010 12:16 pm

    olma mı 🙂
    hem de nasıl?
    bak benim kuzu 2 yaşına geldi. hala alışamadım bana bağımlı bir canlı olmasına. içime sokup sevesim geliyor. beş dakika sonra yalnız kalmak, kulaklığımı takıp derine dalasım geliyor. uzaklara bakasım hiçbir şey düşünmeyesim geliyor. sonra bir fırsat yaratıp bunları yaptığım zaman ne kadar bencilim diye kendimi dağlayasım geliyor…. tekrarlıyorum, 2 yıllık anneyim 🙂

    hissetiğin her şey normal ve emin ol azıcık kendine zaman ayıran, sevdiği şeyleri yapmaktan mahrum olduğu için üzülen her yeni anne senile aynı telden çaldı lohusayken…. zamanla alışacaksın bu kölelik düzenine… efendi: bebek… köle: sen 🙂

  2. Asli permalink
    Temmuz 10, 2010 12:38 pm

    Simge, seninle ayni hisler icindeyim desem… Ikimizin bebekleri arasinda 10 gun civari bir sure var, biz geriden geliyoruz. Ama inan ben de ayni durumdayim. Geceleri biraz daha uzun uyusa diye dua ediyorum, uykumun arasinda “vik, vik” diye sesini duydugumda, duymazdan gelmek istiyorum… (ya da bekliyorum belki yanlis duymusumdur, uyumaya devam eder, ben de uyurum diye) Sinemaya gitmek istiyorum, evden istedigim saatte, elimde çocuk bezi, yedek kiyafetleri, islak mendilleri, alt acma minderleri vs. olan koca bir canta, icine bebegi koydukca daha da agirlasan ana kucagi ve bilimum diger fazladan esyalar olmadan cikmak istiyorum. Istedigim saatte yemegimi yiyebilmek, yemek sonrasi masada keyif sohbeti yapabilmek istiyorum. Soooyle gidip guzel bir raki-balik sofrasina oturmak, keyifle rakimi yudumlamak istiyorum… Vs. vs. Say, say bitmez…
    Ama gel gor ki, o miniminnacik kuzucuk gozume bakip bir gulucuk atinca, soyle tatli tatli “agu” diyince, bunlarin heepsi ucup gidiyor. Ne yapalim, bu guzelligi yasamak icin, bazi seylerden bir sure mahrum kalacagiz. Hem bunu biz istemedik mi? 🙂

  3. Temmuz 10, 2010 1:52 pm

    4 yildir anneyim, 1 senedir gittigimiz her yerden zevk almaya basladim. Evde kendime vakit ayirabiliyorum. Hala, gecenin bi saati estigide cikmak, kulaklikla muzik dilemek, cocuk kanalina yakalanma korkusu olmadan televizyonu acmak, tuvalet&banyo mahremiyeti gibi ozlemlerimi gerceklestiremiyorum:) Bu is bebegine tek basina veya kendin bakacaksan boyle oluyor ve alisiyorsun:)”O aşkımsı duygu emek verdikçe yükseliyor içimde! ” benim icin de dogru ifade:)

  4. Naz permalink
    Temmuz 12, 2010 9:23 am

    oyle denk geldi ki bu yazi bu sabahki isyanimin uzerine… sabah oglusumu yedirdim, sonra ben kahvalti ettim. baktim bizimki oyuncaklarina dalmis. “hah, zaman bu zamandir” dedim. gazetemi aldim, daldim tuvalete. daha bir satir okumamistim ki, “dannnn” diye daldi iceri minik adamim. sonrasi;
    anne: oglum burasi ozel bir yer, hadi sen biraz kamyonunla oyna. ben de gelicem birazdan.
    cocuk: anneeeeee, gel beraberrr
    anne: oglum, evladim, tuvaletteyim. gormuyo musun?
    cocuk: yaaaa anneeee kaaaaallllkkk!
    anne: (butun pedagoglari ve sulalelereni yad ederek derin bir nefes alir) anne simdi tuvaletini yapiyo. isi bitince gelicek seninle vakit geciricek. simdi iceri git hemen geliyorum.
    cocuk: (artik bagirmaktan honkurme mooduna gecmistir) kaaaaalllkkkk anneee!

    ulen kadin baslicam tuvaletine de, bilmemnene de… bi de utanmadan gazete almissin. neyine senin gazete… dayak cennetten cikma miydi gercekten acaba????

  5. Temmuz 12, 2010 10:25 am

    olmaz mı? ben artık çocuksuz ne yapılır unuttum sanırım.. nerede o uzun uzun pazar kahvaltıları ,yanımda gazetemle… tek başına tuvalete bile giremiyorum… başka odaya geçsem 2 dk sonra ” anneee nerdesinnn ?” diyen bir ses peşimde oluyor 🙂

  6. Sezen permalink
    Temmuz 13, 2010 10:01 pm

    bende 1,5 aylık anneyim ve aynı duyguları yaşıyorum.

    Gece uykularından ziyade tatlı ve uzun sabah uykularını, bir yere giderken ” bu ayakkabılarla rahat yürüyebilir miyim?” ya da “bu bluz yada elbise ile defne’yi rahat emzirebilir miyim” kaygıları olmadan giyinebilmeyi, evden çıkarken defne’yi emzir, altını temizle, çantasını hazırla, amman eksik birşey olmasın düşüncelerinden ziyade saçımı başımı makyajımı dert edinebilmeyi, gittiğim her hangi bir yerde -defnesiz – vicdan azabı ve süre tutmadan durabilmeyi çok çok özlüyorum.

  7. Temmuz 15, 2010 9:44 am

    Simge, yazdığın her maddede birebir varım 🙂 Farklı olarak ben sigarayı 3 sene önce bırakmış olmama rağmen aynı duyguları yine de ara ara yaşıyorum 🙂 Hele ki insanlar yanımda türk kahvelerini hüpürdetirken..

    Bir de, mütemadiyen Sapanca-İstanbul-Libya arası turlayan bir insan olarak ben şu aralar acaba ne zaman bu taşınma hallerini (puset, bebek çantası, Duru’nun bilimum ıvırzıvırı ve bana ait bir-iki elzem eşya) bırakıp koluma sadece çantamı takıp sokaklarda saati düşünmeden püfür püfür gezeceğime sokaklardaya takığım…

  8. Burcu HAvur permalink
    Eylül 17, 2010 7:57 am

    Ohh be sonunda benim gibi düşünen anneler de varmış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: