Skip to content

Çalışan Gebe 28. Hafta; Düş bahçeleri…

Şubat 22, 2010

Bir haftayı daha atlattık çok şükür…

Son üç aya girdiğimizden beri daha da tedirginim sanki…

Sürekli kızımı tembihliyorum.

“Benim uslu kızım vaktinden önce gelmeyecek, di mi canım?”

“İnan bana Dünya’nın en rahat yerindesin. Doya doya keyfini çıkar, e mi!…” diye aklım sıra O’nu ikna ediyorum…

Şimdilik işe yarıyormuş gibi görünüyor.

Bu hafta rüya görme sıklığı artabilirmiş diye okumuştum. Ancak bu kadarını ben de beklemiyordum. Ne senaryolar, ne akla hayale gelmeyecek rüyalar, inanamazsınız!

En son dün gece gördüğüm rüyada çıplak ayakla buz pateni yapıyordum. Sonra da buzun bir köşesindeki delikten buzun altındaki suya dalıp yüzerek sıcacık bir saunaya varıyordum.

Üstelik saat başı uyanıp uyuşmuş olan tarafımdan diğerine dönmemden sonra da, her seferinde kaldığım yerden devam edebiliyor bu rüyalar!

Her sabah dinlenmiş uyanacağıma bu rüyalardan yorulmuş uyanıyorum!

Geceleri bacaklarımı ufak ufak kramplar yoklamaya başladı. Gecenin bir vakti ani bir acıyla uyanıyorum. 4-5 saniye sonra geçmiş oluyor. Muz takviyesine başladım ama umarım artmazlar.

Bu gece uyanmaları o kadar arttı ki! Hamileliğimden önce geceleri bir kez bile uyanmazken, şimdi gecede ortalama 4-5 kez kalkıyorum. Vücudum beni, bebek için gece sık sık uyanmaya hazırlıyor sanırım.

Yıllık iznime ayrılmama sadece bir hafta kaldı! O kadar zor geçti ki haftalar… Bu kadar az kaldığına hala inanamıyorum!

Tabii hemen planlar yapmaya başladım ben;

Bebeğin odası hazırlanacak, alışveriş yapılacak, evde yapılması gereken uzun zamandır ertelenen işler yapılacak, ahh bu arada bir de İzmir’e gidebilsem keşke!

O kadar özledim ki!

Resmen bir şehre aşeriyorum!

Mart başı en güzel zamanıdır İzmir’in!

Bahar geliyor diye bağırır adeta şehir…

Kordon’da yürüsek…

Deniz kenarında kahvaltı etsek…

Vapura binsek…

Gül Sokak’ta bir sabah kahvesi içsek…

Güzelbahçe’de balık yesek…

Bostanlı’da eş-dost toplansak uzun bir sofrada, hasret gidersek…

Göbişi sevse bütün herkes…

Aaahhh ahhhh….

Doktorumun izin vermeyeceği kesin ama ben yine de önümüzdeki hafta kontrolde tekrar şansımı deneyeceğim!

Artık bebeği çok çok çok ama çok merak ediyorum!

Kaşını, gözünü, burnunu, dudaklarını, kokusunu, gözlerini….

Ellerini, diz kapaklarını, ayaklarını…

Herşeyini…

Ama ben de, kızım da kavuşma vaktimiz gelene kadar sabırla bekleyeceğiz!

Di mi güzel kızım?

Reklamlar
6 Yorum leave one →
  1. Şubat 22, 2010 2:00 pm

    rüyanı yorumlayayım: soğuk bi şehirden sıcacık İzmir’e “kaymak”tadır gönlün. bekleriz canım, gel 🙂
    bu arada magnezyum içeriyor ve mag. da krampları önler diye yiyorsan, günde 1 kg falan muz yemen gerek. benim doktorum suda eritilen magnezyum vermişti.son 1 ay kullanmıştım sanıyorum. bi danış doktoruna istersen…

  2. Şubat 22, 2010 2:16 pm

    Rüyamın yorumu kesinlikle doğru 🙂
    Günde 1 kg muz yersem doktorum da alacağım kilolar nedeniyle beni yer sanırım!
    Ben önümüzdeki hafta gidince bi danışıyım en iyisi!:)

    • blogcuanne permalink
      Şubat 23, 2010 6:21 pm

      Çalışan Gebe – sen ne durumdasın bilmem ama değil 1 kg, 1 tane muz bile benim çimento kıvamındaki bağırsaklarımı düğümlemeye yeter. Benim doktorum Hülya’nın bahsettiği magnezyumdan verdi bana (Magnezyum Diasporal). Kramp sorunum yoktu ama kasılmalarda çok çok faydasını gördüm. Doktoruna danış mutlaka…

      • Şubat 24, 2010 8:52 am

        Blogcu Anne- Ben gebelikten önce hiç problem yaşamadığım bağırsaklarımdan gebeliğin ilk aylarında çok çekmiştim. O zaman beni uyanır uyanmaz hiçbirşey yemeden önce; 3-4 kuru kayısı, 1 kuru incir, üstüne büyükçe bir bardak oda ısısında su ve üzerine yarım saat yürüyüş formülü kurtarmıştı. Ama bunun da hergün uygulanması bağırsakların alışmasına ve cevap vermemesine neden olabiliyormuş. Ben 3-4 günde bir yapmıştım ve her seferinde cevap almıştım.

  3. Şubat 23, 2010 7:21 am

    benim de ailem izmir -foça da, ben de senin gibi gidemiyorum uzun zaman oldu izmir i görmeyeli, inşallah yaza gitmeyi planlıyoruz
    ben de şu anda 31.haftadayım, aynı endişeleri ben de duyuyorum ama düşünmemeye çalışıyorum, hele de bir de erken doğum hikayeleri anlatıldı mı çok sinir oluyorum anlatmayın kardeşim diyesim geliyor
    en güzeli pozitif doğum hikayelerini okumak, ben hergün bir yerlerden değişik hikayeler bulup okuyorum, bilinçaltıma girsin diye 🙂

  4. Naz permalink
    Şubat 23, 2010 2:56 pm

    aslinda ciddi bir bilgi kirliligi oluyor bu konuda. ben de cevremde ve internette anlatilan korkunc anilarla kafayi yemek uzereydim hamileyken, oysa ki hic kimse asil bilmem gereken seylerden bahsetmemisti. ornegin dogum sancisi nasil bir sancidir, nasil bir his yaratir bilmiyordum. kendimce kasiklara sanci girer falan diye dusunuyordum ( filmlerde, dizilerde hep kasiklarini tutarlar ya sanci girince, ondan heralde:)) ). ve de once su gelir saniyordum. bu yuzden de dogum sancisindan kivranirken, annem hastaneye gidelim dediginde, “yok yok sanci diil, mercimek corbasi ictim ya, gazim var benim” diye tutturup kadini deli ettim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: