Skip to content

Kelebeğin doğumu

Şubat 11, 2010

Bir gün, kozada küçük bir delik belirmiş. Bir adam; oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izlemiş. Ardından sanki kelebek ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi gelmiş adama. Sanki elinden gelen herşeyi yapmış ve artık yapabileceği birşey kalmamış gibiymiş. Böylece adam, kelebeğe yardım (!) etmeye karar vermiş. Eline küçük bir makas alıp kozadaki deliği büyütmeye başlamış. Bunun üzerine kelebek kolayca dışarı çıkıvermiş. Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatları buruş buruşmuş. Adam izlemeye devam etmiş. Çünkü her an kelebeğin kanatlarının açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyormuş. Ama bunlardan hiçbiri olmamış! Kelebek, hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirmiş. Ne kadar denese de asla uçamamış! Adamın iyi niyeti ve yardımseverliği ile anlayamadığı şey, kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çabanın, Tanrı’nın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede de kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için seçtiği yol olduğuymuş.
Bazen yaşamda tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey çabalardır. Eğer Tanrı, yaşamda herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman bir anlamda sakat kalırdık. O zaman uçabileceğimiz kadar güçlenemezdik. Asla uçamazdık…

—————————————————————————————————————
Bebeğimi doğal doğumla dünyaya getirmek istediğimi her öğrenenin, bu durum çok anormal bir durummuş gibi, hayretler içinde kaldığı günler yaşıyorum.Yoğun bir çabayla bebeğimin buna hakkının olduğunu, bebeğimin ve vücudumun birlikte bunu yapabilmek için programlandığını anlatıp durduğum bu günler de mailime gelen bu yazı adeta duygularıma tercüman oldu.

İçlerinde doğumlarıyla ilgili tereddütler olan anne adaylarına cesaret olması dileklerimle….

Reklamlar
3 Yorum leave one →
  1. blogcuanne permalink
    Şubat 11, 2010 7:02 pm

    Sakın yılma, olur mu?

  2. Naz permalink
    Şubat 12, 2010 2:41 pm

    malesef, zorunluluktan dolayi normal dogum yapma sansim olmadi ama cok cok isterdim. adi ustunde “normal” dogum. dogal olan, gercek olan. blogcuanne’ye katiliyorum, sakin yilma. tibben bir sakincasi olmadigi surece sonuna kadar normal dogumu savunuyorum.

  3. Şubat 13, 2010 11:20 am

    merhaba,
    ben de okudukça doğum konusunda hem çevremizden hem de doktorlardan ne kadar kısıtlayıcı, yanlış yönlendirici bilgiler edinmiş olduğumu gördüm. Hamile kalana kadar tüm bilgim önyargılardan ibaretmiş. Hele bir de çevrenizde hamile veya doğum yapan bir kadın yoksa bu konudaki bilginiz türk filmlerindeki sahneler kadar, ben yine şanslıyım ortağım benden önce hamile kaldığı için bazı şeyleri görme ve yaşama şansım oldu.
    Çok güzel bir hikaye. Doğal doğurma isteğim her geçen gün artıyor ama bir yandan da mecbur kalıp sezaryen olursam diye çok heveslenmek istemiyorum. O kadar güzel doğum hikayeleri okudum ki (tahmin edileceği gibi ağlamaklı oldum hepsinde) sezaryen olursam sanki eksik kalacakmışım, birşeyi kaçıracakmışım gibi hissetmeye başladım. Bu da doğru değil o yüzden akışına bırakmak istiyorum.
    Sen de çevrendekilere aldırma, bebeğin için en doğrusunu sen hissedeceksin, doğmadan önce de doğduktan sonra da, ben de daha doğurmadım ama böyle hissediyorum 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: