Skip to content

Benim Deneyimim

Ocak 20, 2010

Herşey; hamileliğim ile birlikte kendimi “gebelikte çalışma koşulları” konusunun tam ortasında bulmamla başladı.

Hamileliğimi yeni öğrenmiştim. Şaşkındım, mutluydum! Bununla birlikte ilk ayların fizyolojik ve psikolojik dalgalanmalarını yaşıyordum. Henüz bu duygularımla birbirimize alışamamışken hamileliğimin gündemine oturacak olan ana sorun baş gösterdi. ” İş hayatı”

İlk beklemediğim gelişme bana hiçbir açıklama yapılma gereği görülmeden görev tanımımın değiştirilmesi oldu. Hamileliğimden önce yürüttüğüm görevimi yerine getirebilecek birisi ayarlanıvermiş ve bir günde benim görevim değiştirilmişti. Konuyla ilgili tüm sorularım yuvarlak cevaplarla geçiştiriliyordu. Hamileliğim öncesinde ve benim görevimi yerine getirebilecek yedek hiç kimse yokken, beni el üstünde tutan yöneticimin tavrı gözle görülür bir şekilde değişmişti. Konuşma talebim doğrultusunda duyduklarım gerçekle tanışmaydı.

” Hamilesin, eski hızında çalışamıyorsun, bu yüzden sana kasti olarak kötü davranıyorum!”

Herşey bu cümle ile başladı.

Yetiştirilemeyecek zamanlara verilen işler, bu işler yapılırken yardım almamın engellenmesi, her haftasonu çalıştırılmakla tehdit edilme, geç saatlere kadar günde 10-11 saat çalıştırılmak zorunda bırakılma, değersiz hissettirilme vs. ile geçen günlere dayanma gücüm sonunda tükendi. Ve bir akşamüstü ağlama krizi geçirerek eve gittim. Öyle sinirlerim bozuktu ki; iş yerine adım attığımı düşünmek bile tekrar ağlama krizine girmeme yetiyordu. Sabaha kadar ağlama nöbetleri ile geçti. Sabah sancılarım vardı ve ağlama krizlerim geçmemişti. Hastaneye gittiğimde zaten var olan düşük tehlikesinin bu kasılmalarla arttığı ve sakinleşip dinlenmezsem ciddi risk oluşturabileceği belirtilerek 2 gün rapor ile tekrar eve gönderildim.

 Raporluyken arayıp halimi hatırımı soran, dinlenmemi ve kendime dikkat etmemi tembihleyen yöneticimin bu yokluğu fırsat bilip hamile biri ile çalışmanın zorlukları hakkında yaptığı kulis ben döndüğümde kendini göstermeye başladı. O kadar ki ne gibi olaylar sonucu olayın bu noktaya geldiği ile ilgili bile kimsenin bir konuşma talebi olmadı.

Tüm bu gelişmeler kendimi o kadar yalnız ve çaresiz hissetmeme neden olmuştu ki; yine bir fazladan çalıştırılma tehdidi üzerine şirketimin insan kaynaklarından yazılı olarak yardım istedim ve bana yol göstermelerini rica ettim. Bu girişimimin karşılığı insan kaynaklarından yardım talebime hiçbir karşılık gelmemesi ile birlikte, yöneticimin odasında daha da üst bir yönetici eşliğinde; “ne cüretle insan kaynaklarına başvurduğum” sorgusuna çekilmekti! Bu görüşmede bana; tazminatımı alıp gitmek, herhangi bir seçim yapma şansım olmadan görev yeri değişikliği talep etmek veya mevcut şartlarda zorlayıcı koşullar eşliğinde görevimi devam ettirmek seçeneklerinden birini seçmem için kısa bir süre tanındı.

Değil doğum iznine kadar çalışabilmek, bir gün daha oraya adım atmak istemiyordum! Hamileliğimi öğrenmeden iki hafta önce performansımı öve öve bitiremeyen, hamileliğimi öğrendikten sonraki ay üst yöneticilerime performansımdam memnun olmadığını, bana herhangi bir geri bildirim yapma gereği bile görmeden bildiren, art niyetli insanlarla çalışmak istemiyordum! Kararımı vermiştim! Tazminatımı alıp ayrılacaktım!

Ancak tazminat diye teklif edilen rakamın hakkım olanın yarısına denk geldiğini duyduğumda ekonomik şartları düşünerek kararımdan vazgeçmek durumunda kaldım. Bu durum beni daha da yıpratmıştı. Artık bu eziyetin biteceğini düşündüğüm sırada yine bu kaosun ortasında kalmıştım!

Çalışmaya devam edeceğimi bildirdiğim konuşmada bana söylenenler hala kulağımda:

” Hamileliğine güvenip seni işten çıkartamam sanma, istersem seni bir haftada yıldırırım. Öyle iki laf söylerim ki; sen kendin bayıla bayıla istifa edersin. Hamileliğin nedeniyle toleranslı davranılmak bir yana, gözümüze batmamak için çok daha özverili çalışman gerekecek! Ona göre ayağını denk al!”

O gün anladım ki benim istifa etmem bu insanlar için bir ödül olacaktı. Bense evimde bu durum nedeniyle ortaya çıkan maddi ve manevi sıkıntılarla başbaşa kalacaktım.

Oysa bana bunca eziyeti yapmış insanları ödüllendirmek en son istediğim şeydi.

Şimdi kendimi asla eskisi gibi ezdirmeden, haklarımın sonuna kadar peşindeyim!

Reklamlar
8 Yorum leave one →
  1. Ocak 28, 2010 3:59 pm

    Ben de çalışıyorum ama aile şirketimizde, şikayet ediyordum ama bu okuduklarımdan sonra susup oturmaya karar verdim. Benim şikayetlerim tamamen iş stresiyle ilgili, yoksa kimsenin karıştığı yok ama ben de yasal haklarımı kullanamayacağım maalesef çünkü 4 ay şirkette bulunmamam imkansız. Avukata danıştın mı hiç?? Bir düşündüm de işten ayrılmasan bile bundan sonraki iş hayatını o insanlarla nasıl geçireceksin? Eminim emsal teşkil eden bir sürü de dava vardır. Manevi tazminat davası bile açıp kazanabilirsin sanırım.

    • Ocak 29, 2010 12:37 pm

      Yapılan haksızlıklara, doğum sonrasında çalışma hayatıma nasıl devam edeceğime odaklandıkça bebeği de kendimi de çok yıprattığımı fark ettim. Bu yüzden tüm bu kararları doğum iznimin bitişine erteledim! Umarım büyüklerin söylediği gibi “kısmetiyle gelir” ! 🙂

      • Şubat 1, 2010 4:39 pm

        Türk toplumunun hamile bayanlara yaklaşımı oldukça hassasken, seni hiç tanımayan biri bile sana yer verirken, gittiğin bir restoranda sen hamilesin diye farklı yaklaşılırken, ailen senin üzerine titrerken belki de aile bireylerinden çok gördüğün yöneticinin( yöneticilerin) bu kadar anlayışsız ve vicdansız davranmasına inanamıyorum. Umarım hiçbirinin yanına kalmaz bu yaptıkları.

  2. Eylül 2, 2010 8:36 am

    İnanamadım okuduklarıma. Bende hamileliğimin son 2 haftasına kadar çalıştım. Yönetici olduğum içinde hep işin içinde olmam gerekti. Yoruldum tabi. Ama hiç böyle anlayışsızlıklarla karşılaşmadım. Bu tavırlarla doğacak bebeğin hayatını bile riske atıyorlar. Umarım birgün onlarında anlayışa ihtiyaçları olur. Ben ücretsiz izindeyim şuan. Oğlum 15 aylıkken başlayacağım. Ama hala sadece emerek uyuyor diye nasıl bırakacağımı düşünüyorum. Şu ücretsiz izin hakkı ben başlamadan bir mucize olsada uzayıverse diye bekliyorum.

    • trkn permalink
      Aralık 15, 2010 2:18 pm

      gerçekten ne kadar kötü insanlar var ya, vicdanları yok ve daha önemlisi çocukları yok bence. çocuğu olan ve olmayan yönetici arasında merhamet farkı oluyor malesef:( ben devlette çalışıyorum, izin hakkımı zaten devlet veriyor ama hem daire arkadaşlarım hem daire başkanım öğrendikleri günden beri kendileri zaten beni yormamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Allah razı olsun kendileri de böyle kolaylıklarla karşılaşsınlar diye dua ediyorum ben de..

  3. yagmur permalink
    Nisan 10, 2011 3:39 pm

    ben 29 hahtalık gebeyım bundan 20 gun once fenalasıp hastaneye kaldırıldım ve erken dogum telıkesıyle 10 ar 10ar 10ar 20gun rapor verdıler işyerım boyle olursa cıkarırız dedı ve benım dogum iznime daha 15 gun var calısacak durumdada degılım benım ne yapmam lazım

    • Nisan 16, 2011 4:41 pm

      Hiçbir şey yapmaman lazım! Sakin olman, bebeğin rahatını düşünerek stres yapmaman ve rahat olman lazım. Bu yollardan geçmiş biri olarak biliyorum ki baskı altında stres yapmamak çok zor. Ancak kanunların senin yanında olduğunu aklından çıkarma. Gebeliğinle ilgili bir nedenden dolayı işten çıkartamazlar. Sanırım gözünü korkutmaya çalışıyorlar. Çıkarmayı deneseler bile işe iade mahkemesinde güçlü taraf sen olacaksın.

Trackbacks

  1. Çalışan Gebe 25. Hafta; Uykularım nerede?!? «

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: